8 Mart 2012 Perşembe

Başkaları insanoğlunu yetiştiredursun ben onu anlatıyorum ve 
kendimde, pek kötü yetişmiş bir örneğine gösteriyorum. Bu örneği 
yeniden biçim vermek elimde olsaydı onu elbet olduğundan çok başka 
türlü yapardım. Bir kez yapılmış artık. Şunu söyleyeyim ki, kendimi 
anlatırken söylediklerim değişik ve değişken olmakla beraber hiç 
gerçeğe aykırı değildir. Dünya durmayan bir salıncaktır: Orada her şey 
toprak, Kafkas'ın kayalıkları, Mısır'ın piramitleri, hem çevresiyle 
birlikte, hem de kendi kendine sallanır. Durmanın kendisi bile daha 
ağır bir sallantıdan başka bir şey değildir. Konumu (kendimi) hep aynı 
halde bulundurmak elimde değil. Doğal bir sarhoşlukla, salına serpile 
yürüyüp gidiyor. Onu belli bir noktada, canımın istediği bir andaki 
haliyle alıyorum. Duruşu değil, geçişi anlatıyorum: Fakat yaştan yaşa, 
yahut halkın dediği gibi «yedi yıldan yedi yıla» geçişi değil, günden 
güne, dakikadan dakikaya geçişi. Hikayemi saati saatine yazmam 
gerekiyor. Az sonra değişebilirim. Yalnız halim değil, amacım da 
değişebilir. Benim yaptığım, değişen ve birbirine benzemeyen olaylar, 
kararsız ve bazen çelişmeli düşünceleri yazıya dökmektir. Acaba 
benliğim mi değişiyor, yoksa aynı konulan ayrı koşullara ve ayrı 
bakımlara göre mi ele alıyorum? Her ne hal ise, kendi kendimden 
ayrıldığım oluyor. Fakat Demades'in dediği gibi, doğrudan hiç 
ayrılmıyorum. Ruhum bir yerde durabilseydi, kendimi denemekle 
kalmaz, bir karara varırdım: Ruhum sürekli bir arayış ve oluş içinde.
Anlattığım hayat basit ve gösterişsiz; zararı yok. Bütün ahlak felsefesi 
sıradan ve kendi halinde bir hayata da girebilir, daha zengin, gösterişli 
bir hayata da: Her insanda, insanlığın bütün halleri vardır. 
-Monaigne-

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder