Gökay Gökdeniz
7 Haziran 2012 Perşembe
6 Mayıs 2012 Pazar
Kaybetmek en büyük sandığın acılardan bile daha can yakıcı hele bu hayatında devamlılık arz ediyorsa bir mazoşist kadar duygusuz seyir eder önündeki yolu ümit bile artık acı verir benliğine dokunmak dokunmamak hiçbir şey ifade etmez özüne kaybetmeye başladı mı insan siktir eder artık geride kalanları
12 Mart 2012 Pazartesi
Bazen düşünüyorum; ilkokulda aşık olduğumu düşündüğüm kızı mı daha çok sevmiştim, sakallarım çıktıktan sonra “sevgilim” dediğim insanları mı. O saflığımla “yarın saçlarını yaramaz kızlar gibi, böyle yanlarda toplayıp gelsene” derken mi daha heyecanlıydım yarınım için, yoksa beğenmekten öte, kendini beğendirmeye çalışmaktan sebep “yarın yanına giderken acaba hangi gömleğimi giysem ” derken mi. Ya da daha kalem tutmayı bile bilmiyorken, okuldan geldiğimde, hiç sevmediğim o önlüğü çıkarınca mı daha mutluydum, yoksa ”bunu daha dün giydim ya” diye beğenmediğim pantolonu değiştirirken mi. Tuttuğum takımın maç saati uyku vaktime denk geliyor diye, yendiğimizi sabah babamdan öğrenince mi daha çok seviniyordum, yoksa şimdi tribünde, gol attık diye arkadaşıma sarılırken mi. İstediğim cipsi ekmeğin üzerinden artan para üstüyle alınca mı daha fazla tat alıyordum, yoksa şimdi cebimde bozuk kalmasın diye, mecburen aldığım gofretleri cebimde eritirken mi. Bu soruların her birine kendi içimde cevabım var ama o cevaba karşı hissettiğim korkum bile, eski korkularım kadar korku değiller galiba. Yaşımın son basamağındaki rakam her 365 günde 1 artarken, hayata bakışımdaki doyumsuzluk sanki 10’a katlanıyor gibi. Her geçen gün mutlu olmam, bir şeylere karşı heyecan duymam daha mı zorlaşıyor yoksa zorlukların buhranıyla savaşırken, farkındalıklarımı yenip, beyhude varoluşların damarlarına zehrimi zerk ederken, bu savaşı vermek zorunda mıyım. Ya mümkünse yani Dilberay Hanım, haaayır değilsiniz canım
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

